Efendim sizin de bildiğiniz gibi Facebook üzerinde sadece “gülünç” fotoğrafların paylaşıldığı yığınla grup var. Burada mizah kelimesini kullanamıyorum bunun sebebi gülünç olması. Bu tarz sayısız grup olunca elbette ortaya “güncelleme” ve “rekabet” konusu giriyor. Grubu kuranlar ya da yöneticiliğini yapanların güncel tutmak adına binlerce takla attığı da bir gerçek. Buraya kadar her şey normal esasında. İşte bu aşamadan sonra devreye grubun asıl amacını unutan yöneticiler giriyor.
Örneğin herhangi bir ilçedeki vatandaşları bir araya getirmek için açılan herhangi bir grup güncel tutulmak adına türlü çabalar sarf ediliyor. Böyle olunca amaçtan sapılıyor, grubun güncellenmesinin ya da o grup içerisinde yer alan kişilerin grubu takip etmesine gerek kalmıyor. Bir ilçenin grubunu takip eden insanlar genelde o bölgeye dair bilgileri öğrenmek, gelişmelerden haberdar olmak ve aynı semtte oturduğu insanlarla tanışmak maksadıyla o topluluk içerisinde yer almak isteyecektir. (Yani en azından benim için öyle) Şu an için Facebook, grupların dışarıya yani çevre sitelerden kitle toplanmasına imkan tanımıyor. Yani Facebook sayfalama yapısındaki mantık gibi işlemiyor. Dıştaki herhangi bir web sayfasından bir Facebook grubuna kişi dahil edebilmek mümkün değil ki, bu da grupların sadece “Facebook” içerisinde yer aldığını ifade ediyor. Aslında bu aşama güzel. Yani istemediğiniz, takip etmeye başladığınız dönem düzgün giden fakat daha sonradan çeşitli güncelleme gerekçesiyle amacının dışına çıkan grupları doğrudan Facebook içerisinde silerek, temize çekme şansınız doğuyor.
Facebook’ta mantık çerçevesinde belirli bir amaca yönelik olarak kurulan ve sonrasında da bu amacın dışına çıkmayan gruplara da rastlayabilmek mümkün elbette. Facebook içerisinde organize olup sesini gür şekilde duyuran topluluklar duyduk, gördük. Kurulacak herhangi bir Facebook grubunun milyonlarca kişiye ulaşabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
Şimdiye kadar sansürlerle alakalı çeşitli birçok kişi farklı yazılar yazarak olabildiğini sansürün, daha doğrusu bir şeyleri kısıtlayarak / engelleyerek bir şeyler elde etmeye çalışan kısmın yanlış fikre sahip olduğunu ellerinden geldiğince duyurdu. Aslında bu noktada benden internet üzerinde yaptığı çalışmalar sayesinde hayatımı devam ettiren biri olarak birkaç kelam etmek istedim. Esasında az önce de söylediğim gibi bu konuya dair aklınıza gelen her şey şimdiye kadar kaleme alındı. Faydası oldu mu, bir nebze de olsa mutlaka sansüre karşı direniş elbette büyük yankı uyandırdı. En azından bir web sayfasını yasaklamadan önce “içeriğe bakma” devri açıldı. Daha doğrusu şimdiye kadar birçok web sayfası sadece hakkında sözde şikayet olduğu için çeşitli sebepler bahane gösterilerek yasaklanıyordu. Umarım sansüre karşı sesini yükseltenler her geçen gün dünya genelinde ve özellikle de ülkemizde yasaklanan web sayfalarını gördükçe umutsuzluğa kapılmıyorlardır. Bu haklı mücadeleye elbette sonuna kadar destek verecek insanlar var, bunlardan biri de benim. Ama sesimizi duyurabildiğimiz kadar varız aslında, gerçi yapılan en büyük sansüre karşı operasyonlar bile dikkate pek alınmıyor. Eğer bu organizasyonlar sonuç verseydi Taksim’de 15 Mayıs’ta binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen yürüyüş sonucunda şu an hala ülkemizde birçok kişinin bildiği web sayfasının birkaç gün önce kapanmış olduğunu konuşmazdık.
Yukarıda çoğunlukla ülkemizdeki sansür durumlarından bahsettim ama bu kısıtlama meselesi dünya genelinde milyonlarca insanın canını sıkmaya devam ediyor. Son olarak Stop Online Piracy Act adının baş harflerinden oluşan ve SOPA şeklinde ABD’de bir sansür uygulanıyor. Esasında yasa dışı içeriğin olan web sayfalarına birtakım kısıtlamalar getiriliyor. Ancak bu doğrultuda içeriğin yasa dışı olup, olmadığı konusunda belirsizlik başlıyor. Durum böyle olunca internet devlerinden (YouTube, Facebook vs) de haliyle bu yasaya tepki geliyor. Eğer karar resmi olarak uygulanmaya başlarsa yanlızca ABD’deki siteler değil, yurtdışı kaynaklı web sayfalarında da sansürleme yapılabilecek. ABD’de uygulanacak olan bu yasanın ismine Türkçe olarak baktığımızda bize pek bi’ manidar geliyor aslında. O yüzden bu tür bir başlık açmayı doğru buldum, çocukları korkutmak için söylenir ya bu cümle hep…
Normal hayattaki kısıtmalamarı bir kenara bırakın, internete sınırlandırma, sansürleme getirmek çözüm değil. Sonuçta sigara paketlerinin üzerine “Sigara Zararlıdır” yazıyor, zarar bilindiği halde tüketiliyorsa, kullanan kişinin özgürlüğüne bağlı bir durum. Sigara içmek, alkol kullanmak ya da kullanmamak nasıl özgürlükse, internet de tamamen böyle bir şey. “Zararlı içeriklerden çocuklarımızı korumalıyız, şöyle yapmalıyız, böyle yapmalıyız” olayı da işin süslenmesi ve buna ek olarak birileri tarafından kazanç sağlanmaya çalışılmasına yoruyorum. Çok uzatmak istemiyorum aslında, benim de herkes gibi bu konuya dair söyleyebileceğim çok şey var. Sonraki blog yazılarımda zaten sansüre yine değineceğim, tabi sansürlenmezsek. : )